PERFORMANS GÖREVLERİ VE ETKİNLİK ÖRNEKLERİ
Yazar Yaşar ÇIRAKLI   

 Eğitimde yeni bir uygulama olması sebebiyle kafa karışıklıkları gündeme geldi.Nasıllığı ve niceliği üzerinde de paylaşımlarda bulunduk İlahiyat Alem'inde..
Bu kafa karışıklığını "kendi çapımızda giderme adına" kendi okulumuzda (2006-2007) I.döneminde elde ettiğimiz, “özgün” performans ödev sonuçlarını paylaşmak istiyorum,sizlerle... 

Değerli Akadaşlar, bu dönemde işleyeceğimiz üniteleri,konuları,ezberlenecek sure ve duaları(tarihleri ile), planlamadaki “yazılı yoklama” sayısı ve tarihlerini, öğrencilere kısa da olsa aktarıyoruzdur mutlaka.. Performans ödevlerini verirken “deneme-yanılma” ile de olsa <1 DÖNEMLİK DENEYİM> elde ettik.

Bütün öğrencileri kapsaması sebebiyle bazı “yoğunluk sorunu” ile karşılaştık. Bazı illerde “acaba, bu sene verilecek mi?” tartışılırken bazı öğretmen arkadaşlar, öğrencilerinin hazırlamış olduğu “örnek sunuları” bile yayınladılar, gurup adresinde... Ortak bir zemin oluştu artık.

Arkadaşlar, paylaşmaya değer buldukları “ödev verme usulü” konusunda ki tecrübeleri (tekil veya gurup vermek gibi..) paylaştılar.

Kaynak konusunda ortaya çıkan sorunlar: Özellikle internetten indirip, daha okumadan elimize tutuşturulması sorunu. Anlattırmaya çalışsak, çok ciddi bir zaman problemi ortaya çıkıyor.

....

Acizâne, bu dönemde şöyle bir “tarz” uygulamayı düşünüyorum. Müfredata paralel konuları şimdiden isteğe bağlı olarak dağıtıp, konunun yeri geldikçe ödev alan öğrencileri “o konuyu işlerken, aktif olarak rol almasını sağlamak” gibi.

Örneğin; yaptığı röportajı “o an, orada okuması,hazırlamış oldukları tiyatro/parodiyi o an,orada canlandırması,derlemiş olduğu bilgiyi o an,orada öğrencilere takdim etmesi,seslendireceği musikiyi o an,orada seslendirmesi,bulduğu/yazdığı şiiri o an,orada okuması...vs..”

Kanaatimce mevzuattaki amaç bu olmalı. Yani: "Sınıftaki ders çoşku içinde,canlı,aktif metotla işlenmeli"

Sınıfta, <çocukları hayran bırakacak derecede> “çok güzel vaaz” vermenin, insanlarda geçici duygusal kırıntılar bırakmaktan başka bir işe yaramadığını, uzman eğitimciler de dile getiriliyor.

“Yaşayarak öğrenme” metodu öz olarak da nebevi bir metottur. “Geleneksel kalıplarımızı" bu anlamda “yenilemeliyiz” diye düşünüyorum.

“Ne yani, çocuğun sağdan soldan getirdiği paçavralardan mı ders işleyeceğim,Kardeşim..O öğrenci,ben öğretmenim.Anlatacağım..O'da bal gibi dinleyecek” tarzı yaklaşımların artık geride kalması gerekir.

Performans ödevleri ile ilgili olarak, şu an uygulamakta olduğum “yeni bir uygulama ve değerlendirme tarzını” sizlerle paylaşmak ve tartışmak istiyorum.

1-İlk haftadan itibaren (özel bir dağıtma günü tahsis etmeden!) almak isteyen her öğrenciye II.dönemin performans konularını dağıtmaya başladım. İşleyecek olduğumuz konuları inceledikten sonra müracaat edenlere konuları veriyorum, dağıtım sınıf ortamında (ilk dakikalarda veya son dakikalarda ) olduğu için hangi konuların “ödev olarak alındığı” biliniyor.Tekrar olmuyor.Konu "pano-albüm-sunu-araştırma-skeç" çeşitliliği içinde farklı eğitim metodları ile sunulabiliyor.

2-Liste yaparak “ödev alan öğrenciler” çetelesi tutmuyorum. Dolayısı ile “Unuttum hocam,benim konum neydi,ne zaman anlatacağım” gibi kronik sorularında muhatabı olmuyoruz. II.Dönemin YILLIK PLANI’nı da DERSLİK PANOSU’na astım. Hangi hafta hangi konunun derslikte anlatılacağını PANO’dan takip ediyorlar. Bir hafta önceki derste “gelecek hafta konu anlatacak olan kim var” diye soruyorum, son defa hatırlatmak için...Derse girince de “çok kısa bir giriş yapıp” sözü sorumlu öğrencilere veriyorum.

3-Konu saatlerce sürmüyor,endişe etmenize gerek yok “uzun sürer” diye.“Yaşayarak öğrenme” gerçekten daha etkili, heyecanlı ve dinamik oluyor.Sınıfı, bir kasırga alıp götürüyor. Siz “şef gibi” yönetin yeter, öyle güzel sonuçlar çıkıyor ki!....

4-Konuları daha çok 2.Dönemin ünite konularından tercih ettirmeye (% 90) çalışıyorum/yönlendiriyorum.

5-Ödev olarak verilen konunun, yıllık plana göre işlendiği hafta da, araştırmayı yapan öğrenci (veya öğrenciler), hazırlamış oldukları çalışmayı isterlerse “sözel anlatım” ile isterlerse “drama/skeç” tarzı ile sunuyorlar.

6- Haftaya ve güne bağlı konu olduğu için bazı tiplerin “Bu hafta, şu-bu vardı..haftaya yapsak olur mu?” tarzı savsaklamalara karşı daha şimdiden haftaları parselleyip “İlk söyleyen benim arkadaşlar, diğer öğretmenlerinize söyleyin, buna göre ayarlama yapsınlar” diyorsunuz. Kronik “test çözdüğüm için Din ödevini yapmadım” geleneği bu defa ters dönüyor. Öğretmenler size diyor ki:“Hocam, benim dersimde bile Din ödevi yapıyorlar, söyleseniz de bari dersimde yapmasalar” diye..

7-Pasifize olmuş, akademik seviyesi çok düşük öğrenciler bile, “yaratıcı drama” tarzının verdiği motivasyon ile harika sahne performansı sergiliyorlar. Genelde hiç parmak kaldırmayan, dışlanmış olan bu tipler, canlandırma sahnelerinde “taşıdıkları gizli yetenekler”i ortaya çıkarıyorlar.

8-Anlatımdan veya dramatizasyondan sonra, soru-cevap kısmı da yine sorumlu öğrenciler tarafından takip edilmektedir. “İdare etme/yönetme” anlamında da deneyim kazanıyorlar. Çok zorunlu olmadığı sürece de müdâhil olmuyorum.

9- Öğrencilerin anlatım ve canlandırmalarına “o an” puan verdiğimiz için kaynağın nerden geldiğine bakmıyoruz. “İnternetten indirdin/indirmedin” tartışması da olmuyor dolayısı ile... Ödevdeki “şekli unsurları”da devre dışına çıkarmış oluyoruz, böylece...(Sadece,resmi doküman olsun’ diye anlatmış oldukları konuyu dosya halinde de takdim ediyorlar.Ama bu dosyaya not vermiyoruz)

10-Son olarak DEĞERLENDİRME: Uzun düşüncelerden sonra da şu kanaate vardım,arkadaşlar:NOT’U ÖĞRENCİLERE VERDİRMEK...

"Bu da nerden çıktı yaw" diye itiraz etmeyin, durun! Açıklayayım;

Örnek: “Ali-Ayşe-Mehmet” hazırlamış oldukları konuyu anlatıyor. Konuyu dinleyen bütün sınıf arkadaşları, soru-cevap bitiminden sonra küçük bir kağıdın arkasına kendi (yazanın) ismini, diğer yüzüne de (Ali:...... Ayşe:...... Mehmet:...... ) ait takdir ettiği notu puanı yazıyor. Kağıtlar bana geliyor, o an seçtiğim bir öğrenciye kağıtları teslim ediyorum. Bir gün sonrası için “Verilen tüm notları topla, mevcut öğrenci sayısına böl” diye.Bu gelen NOT “performans ödev” notu oluyor.

Sonunda bütün “müsvedde kağıtlar” bana teslim ediliyor. Gerekirse ortalamanın çok altında veya üstünde “izah edilemeyecek kadar” fark varsa gerekçe sorabileceğimi ifade ettim.Hatta; Bu konuda "ikna  edici açıklama yapamayan 2 öğrenciden" NOT VERME HAKKINI aldım gözleri önünde...

Zaten dersi dinleyence, ortalama puanı kestiriyorsunuz.

Olumlu veya olumsuz bir “yönlendirme” olması durumunda “sistemi askıya alacağımı”da beyan ettim ki “Son söz ben de” diye...

Anlatıcı öğrenci “öğretmenim” diyerek sürekli beni değil, “arkadaşlar” diye tüm sınıfı muhatap kabul ediyor,anlatırken...

Moral/ahlaki anlamda, bunun önemini anlattım. “Size güveniyorum” dedim. “Siz haksızlık yapmazsınız” dedim. KUL HAKKI var dedim. “Güvenme” duygusu çok önemli. Bu değer verme anlamında da çok etkili.

Eğitimcilere göre, iyi ve güzel niteliklerle takdir etmek, çocuklarda / insanlarda o niteliğe karşı yakınlık kurmasına/özdeşlik sebep oluyor. “Şımartmadan” bunu yapmak zor ve zahmetli..Ama yapmak zorundayız.

İlk sonuçlar gayet sağlıklı ve sürpriz yok.. Ufak tefek “ilk olma” sıkıntılarını sıcağı sıcağına halledince de sistem yerleşiyor.

...........

Bu deneyimi, eğitimci Dostlarla paylaşmak istedim. Fark etmediğim / görmediğim bazı noktalar vardır mutlaka. Bunları “görmeniz için” yazıyorum zaten..

Uzaktan bakınca “çok karmaşıkmış” gibi bir intiba var doğrusu.

“BU KADARLA KİM UĞRAŞACAK” demeyin lütfen..

Olaya “zor-kolay” penceresinden değil de “nitelik-kalite” penceresinden bakın lütfen...

Eğitim bir süreçtir ve uzun bir süreç...

Sonradan alacağın(m)ız ürünleri düşünerek yatırım yapılır/yapılmalıdır.

Bu sistem yerleşince TADINDAN YENMEZ olur,inanın...

Yaşar ÇIRAKLI

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


NOT:  İsterseniz Yorum yazarak katkıda bulunabilirsiniz.

Forum da dabu konu paylaşılmaktadır. ( http://www.dinahlak.com/forum/index.php?topic=2622.msg3907;topicseen#msg3907

Performans Çalışmalarını e-mail yoluyla bize ulaştıra bilirsiniz:

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 

 

Ödev Ödev Bizim hikayeler - Hikaye Arşivi Mersin Kablo TV - Mersin Uydunet