İhlas Suresi ve Anlamı
Yazar Site Yöneticisi .   

Bismillâhirrahmanirrahim (Merhametli, esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adıyla)

1.Kul hüvallâhü ahad.((Ey Muhammed!) De ki: O Allah'tır, bir tektir.)

2.Allahü s-samed. (Allah samettir.(Her şey ona muhtaçtır; o, hiçbir şeye muhtaç değildir)

3.Lem yelid ve lem yûled. (O, doğurmamış ve doğmamıştır.)

4.Ve lem yekûn lehû küfüven ahad.(Hiçbir şey O'nun dengi ve benzeri değildir.)

 

OKUMA PARÇASI: İHLÂS SURESİ
İhlâs, Kur’anıkerim’in 112. suresidir. Sadece Allah’tan ve Allah’ın sıfatlarından söz ettiği için bu anlamdaki İhlâs ismi ile isimlendirilmiştir.

İhlâs suresi, insanlara Yüce Allah’ı en kısa, en öz cümlelerle anlatan bir suredir. Anlaşılması, öğrenilip hatırda tutulması kolay kelimeleri, kısa ve etkili cümleleri ile o, hiç kimse tarafından başka türlü anlaşılmaz nitelikte ve kesinlikte bir suredir.

Peygamberimiz İhlâs suresi için “İhlâs suresi, Kur’an’ın üçte birine denktir” demiştir. Sabah namazlarında kendisi İhlâs suresini daima okurdu. İnanıyorum ki, İhlâs suresini çocuklara hepiniz ezberletiyorsunuzdur. Onu namazlarda okuduğumuz gibi dualarımızda da daima okuruz. Çok okumamızın sebebi, iyice öğrenmemiz ve hiç unutmamamızdır.

İslam dininin özü, Allah’ın doğru olarak anlaşılıp anlatılmasıdır. Müslümanlar Allah hakkında yanlış konuşmaktan korkarlar. Allah bir tektir, Allah hiçbir şeye benzemez, hiçbir şeye muhtaç değildir. Allah öncesiz ve sonrasızdır. Allah’tan başka her şeyin öncesi ve sonrası vardır, her şey değişebilir. Allah ise mükemmeldir, değişmez, gelişmeye ihtiyacı yoktur.

Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmaması, her şeyin Allah’a muhtaç olması ve Allah’ın her şeyin tek sahibi, tek yaratıcısı olması inananların zihinlerini ve ruhlarını saran, doyuran bir bilgidir. Bu bilgi, inanan insanlar olarak bizleri birleştirip bütünleştirir. Fakat sadece inananlar değil, inanmasalar da bütün insanlar Allah’a aittir. İnsandan başka bütün diğer varlıklar; bize güzel çirkin, iyi kötü, sakat ya da sağlam görünen her şey Allah’a aittir. O şeyler, bizim onları kullanışımıza göre değerli veya değersiz görünürler. Aslında varlığın bütünü, bir bütün olarak değerlidir. Çünkü o bütünde her şeyin bir yeri vardır, onların hepsi de korunup kullanılmak içindir.

Allah’ı, bu surede anlatıldığı gibi anlayan müminler hiç kimseye hor bakmaz, hiçbir yaratığa zarar vermek istemezler. Onlar kalplerini de, çevrelerini de temizlemeye ve temiz tutmaya çalışırlar. Böyle yapmıyorlarsa, onlar gerçek mümin olamamışlar demektir.

Allah’ın bir tek oluşu niçin bu kadar önemlidir? Allah’ın bir tek olduğu unutulsa ne olur? Allah’ın yanı sıra ilahlaştırılan birtakım yaratıklar ortaya çıkabilir. Peygamberimizden önce Mekkelilerin başına gelen olay buydu ve bu olay tarih içinde tekrarlanabilmiştir. Bu tekrarlanış tarihlerde şöyle anlatılmıştır;
Mekkeliler başlangıçta Hz. İbrahim dini üzere ibadet ediyorlardı. Kâbe’den başka kutsal yerleri yoktu. Kâbe’ye saygıları ve sevgileri sonsuzdu. Halk çoğalıp şehre sığmaz olunca güçlükler başlamış ve olan olmuştu. Kâbe’den uzaklara göç edip yerleşenlerle, uzun süre Kâbe’yi göremeyecek şekilde yolculuğa çıkanlar güç durumda kalıyorlardı. Bir hatıra olarak yanlarına Kâbe’nin avlusundan birer taş atabileceklerini düşündüler ve öyle yaptılar. Aldıklar bu taşı, gittikleri yerde uygun yere koyuyor, tıpkı Kabe’nin etrafında döndükleri gibi o taşın etrafında dönüyorlardı. Taş kaybolunca veya daha güzel bir taş bulduklarında, onun yerine bu yeni taşı koyuyorlardı. Böylece zamanla taşlar şekilleniyordu. Onlar bu taşlara kurbanlar da sunuyorlardı.

İnsanların diğer bazı taşları ve ağaçları kutsal sayıp onlara ibadet etmelerinin sebebi de onlarda ilahlık olduğuna inanmalarıydı. Önemli tarihi olaylar için taşlar dikilirdi. Taşlar çok dayanıklı olup kolay kolay yer değiştirmediklerinden, onlar çöl ortasında bile kaybolmazdı. En eski çağlarda böyle taşlar ziyarete gidildiğinde hediye olarak üzerlerine zeytinyağı dökülürdü. Daha sonraki nesiller ise, bunların gerçek anlamını unutur, onlara tapınmaya başlarlardı. Mekke’de de halk, ilahların taşlarda ve ağaçlarda oturduğuna inanıyor, onlara kurbanlar sunuyor, kurban kanlarını üzerlerine döküyorlardı.

Sevgili okuyucular, İslâm inancına göre ilk insan Hz. Adem, Allah’ın birliğini bildiği, daha sonraki insanlar onun terbiyesinden geçtiği halde, nasıl oldu da daha sonraki insanlar Allah’ın birliğini unuttular? Diye düşünürseniz bu bilgileri hatırlayın.

Tarih içinde böyle yanılmalar, unutmalar pek çok görüldüğü için, İslam dini, Allah’ın birliği konusunda çok titiz davranmıştır. Sizler İhlâs suresinin anlamını öğrenin ve onu anlamı ile de okuyun. Kur’an’ın üçte birine eşdeğer olan bu kısacık sureyi küçüklükten itibaren herkes öğrenebilir.                                  

Prof. Dr. Beyza BİLGİN ( Elli Bin Yıllık Bir Gün, s. 369-371)

 

Ödev Ödev Bizim hikayeler - Hikaye Arşivi Mersin Kablo TV - Mersin Uydunet