|
Yazan ihsan ÜNLÜ
|
|
Bu yazıyı kaleme aldığım gece Berat kandili gecesiydi. İnsanlar
ekran başında veya camilerde mevlit dinleyip dualar ederken ben bu
satırları yazıyordum. Tefekkürün de ibadet olduğu bilinciyle aklıma
geliverenleri yazıya dökmek istedim.
Ülkenin referandum gündemiyle anayasa değişikliğine ‘evet’ ya da ‘hayır’ tartışmalarını yoğun olarak yaşadığı günlere tanık oluyoruz. Etrafımda gördüğüm kadarıyla 12 Eylül İhtilalinin kalıntısı olan bu anayasaya taraf olan yok gibi. İnsanların ekseriyeti bu anayasanın değişiminden yana gözükseler de yöntem konusunda kafalar karışık.
Dünün bazı hızlı demokrat ve solcuları, bugün çeşitli endişelerden dolayı ‘evet’ diyemeyeceklerini beyan ediyorlar. Yine 12 Eylül’ün en büyük mağdurlarından olan ülkücü camiada da müthiş bir kafa karışıklığı görülüyor.
Yine gözlemlediğimiz kadarıyla insanlar neye evet, neye hayır diyeceklerini bilmiyorlar. Daha düne kadar takım tutar gibi parti tutan insanlar, bugün sırf ağabeyleri veya liderleri öyle münasip gördüğü için sandıkta oyunu kullanacağını söyleyebiliyor.
Bunun yanında AK Partili olmadığı halde, sırf demokrasinin gelişmesi adına ‘evet’ diyeceğini ifade eden insanların sayısı da az değil.
Galiba en makul ve mantıklısı da bu son sırada yer alanlar olsa gerek. Geldiğimiz şu noktada artık takım tutar gibi parti tutmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Klasik sağ-sol söylemlerinin, yerini ‘statükocu’ ve ‘değişimci’ söylemlere bıraktığı şu aşamada, partilerin hükmi şahsiyetinden çok temel paradigması esas alınarak hareket etmek bana daha akıllıca geliyor.
Geldiğimiz şu çağda, vatansever olmak için MHP’li olmak gerekmediği gibi, sosyal demokrat olmak için de CHP’li olmak gerekmiyor. Kürt halkının hakkını savunmak için de BDP’li olmak gerekmiyor.
Elbette partili olmak, bir dünya görüşüne sahip olmak insanların en doğal hakkıdır. Ancak partili olmakla partici olmayı birbirine karıştırmamak gerekir. Önemli olan husus, insanların refahı ve mutluluğudur. Partiler bunun için bir hizmet aracıdır. Araçla amacı birbirinden iyi ayırmak gerekir.
Evet, keşke bu anayasa değişiklik paketi tüm partilerin mutabakatıyla gündeme getirilip hep birlikte bu demokrasi ayıbından kurtulabilseydik, ama olmadı. Hükümet bu konuda yalnız kalmış gözükse de aklıselim düşünen birçok insanın ‘evet’ yönünde oy kullanacağını zannediyorum.
Hani mecellede meşhur bir kaide vardır: “Bir şeyin tamamı elde edilemiyorsa bile parçasından vazgeçilmez.” Bu paketle belki tüm özürlerden kurtulamıyoruz, belki değişmesi gereken daha yüzlerce şey var ama; bu, önümüze çıkan bir fırsatı tepmemiz anlamına gelmemeli diye düşünenlerdenim.
Ben şahsen niyet okuyucusu değilim. Hükümet böyle bir değişikliği şu veya bu nedenden dolayı istiyor diyerek hareket etmek, baştan demokrasiye set çekmek anlamına gelebilir. Ben zahirde demokrasiye ve insanımıza ne getiriyor diye baktığımda artısının eksisinden fazla olduğunu düşünüyorum.
Hiçbir hesaba ve polemiğe girmeden bizzat görerek ve düşünerek karar vermek istiyorum. Bu hükümet kendi istikbalini düşünerek bu değişikliklere gidiyor diyenlere gülerek şu cevabı veriyorum: Bu hükümet ilelebet mi iktidarda kalacak? Bunların atayacağı hakim ve savcılar yurt dışından mı atanacak?
Hala ideolojik paranoyalarımızdan kurtulmuş değiliz. Dünün en keskin sosyal demokratlarının ve 12 Eylül mağdurlarının bugün farklı düşünmelerini anlamak mümkün değil. Bir taraftan 12 Eylül zindanlarında yaşananları düşünüp hayıflanacaksınız, öbür taraftan eksik ve aksak da olsa bu tür darbelere zemin hazırlamayı bile suç sayacak girişimlere sessiz kalacaksınız. Bu ne yaman çelişki!
Ben şahsen demokrasi ve insan hakları adına kim ne kadar adım atıyorsa desteklenmesinin yanındayım. Bunun şahıslarla ve partilerle tahdit edilmesine karşıyım. Her zaman söylerim; Demokrasiyi hiç kimse kendi adına değil, herkes herkes adına istemeli. Bana ve benim gibi düşünenlere yararsa olsun, değilse olmasın mantığından artık sıyrılmamız gerekiyor.
Aklımızı kiraya vermeyelim. Hiçbir lider dört dörtlük değildir. Mutlaka artısı eksisi vardır. Doğru olanı alalım ve destekleyelim. Yanlış olana onay vermeyerek, yanlıştan dönülmesine yardımcı olalım. Yine hiçbir parti tapulu malımız ve arka bahçemiz değildir. Partiler bugün var, yarın yoktur. Önemli olan partileri hizmet yarışında iyi takip edip kullanabilmektir.
Not: Berat kandilinin dünya ve ahiret beratımıza vesile olması dileğiyle..
27. 07. 2010
İHSAN ÜNLÜ
|