Hz.İbrahim'in Tevhid Mücadelesi (senaryo)
Yazar Site Yöneticisi .   

Uyarı: Bu makale, senaryo ve değerlendirmeler öğrencilere veya halka olayı anlatma ve vurgulamada kullanılmasında yardımcı olması için kaleme alınmıştır. İhtiyacı olmayanlara hitap etmemektedir.

İBAHİM’İN DİNİ Mİ?     ATALAR DİNİ Mİ?
Ve
Hz.İbrahim’in Tevhid Mücadelesi
(Senaryo)

 İnsanoğlu tarihin farklı zaman ve mekanlarında Yüce Allah’ın yaratılışlarında kendilerine işlediği ve elçilerle uyardığı halde Tek Tanrı inancından sapıp uzaklaşmış ve Allah’tan başka ilahlar edinmişlerdir. Bunun anlamı şudur. Bütün varlıkları ve olayları yaratan, düzenleyen ve yöneten üstün bir güç olan Allah’a iman yerine, varlıkları ve olayları birden fazla üstün gücün idare ettiğine inanmayı bir gelenek haline getirmişlerdir.
 
 Çok tanrıcılık geleneği çeşitli şekillerde görülmekle beraber, puta tapıcılık en belirgin karakteri olmuştur. İnsanlar tanrı diye kabul ettikleri güçlerin yeryüzündeki görüntüsü veya sembolü diye taştan, ağaçtan vb eşyalardan yaptıkları heykelleri zamanla tanrısal güçleri olduğu şeklinde algılayıp inanmaya ve onlara tapınmaya  başlamışlardır. Nesilden nesile  yerleşerek devam eden bu algılama ve inanç, putperestliği ortaya çıkarmıştır. İnsanlar kendi elleriyle yaptıkları heykellere olağanüstü güçler izafe etmişler ve onlara tapınmışlardır. Yaptıkları bu heykelleri yaşadıkları yerin merkezi bir yerine, tapınaklarına veya evlerine yerleştirip günün, haftanın veya senenin belli zamanlarında onlara secde vb ifadelerle saygı gösterileri, kurban adayıp kesme, yemek verme gibi onların hoşnutluğunu kazanacaklarına inandıkları davranışlarda bulunmuşlardır. Bu tapınma biçimleri halkın birlikte yaptıkları gösteri ve dini törenler biçiminde de olmuştur.

 Puta tapıcılığı ilk bakışta akıl ve mantık ilkelerinin kabul etmeyeceği aşikar olmakla beraber, toplumların bu inanca sahip olmalarının sebebi “atalar dini”dir. Yani insanlar düşünmeden ve sorgulamadan atalarından, babalarından gördüklerine körü körüne inanmış, bu yanlış inancı sahiplenmiş ve nesilden nesile devam ettirmişlerdir.

 Kur’an-ı Kerim Tevhid inancının doğruluğunu açıklayıp öğretirken putlara tapan toplumlardan ve onlarla mücadele eden peygamberlerden örnekler verir ve olayları anlatır. Bu örneklerin en önemlisi de Hz. İbrahim’in putperest kavmi ile mücadelesidir.

 Hz. İbrahim’in mücadelesinin önemi ve dinine “İbrahim’in Dini” denmesinin sebebi onun atalarının dinini aklı ve muhakemesi ile reddetmesi ve Allah’tan başka ilah olmadığı gerçeğine ulaşması ve bu gerçeği kendi çabasıyla arayıp bulması ve bunu kavmine ispat etme mücadelesidir.

 Hz. İbrahim’in yaşadığı bu mücadele 3500-4000 yıl önceye dayanmakla beraber tarihin o dönemine değil bugüne ışık tutan bir anlayışla okunmalı ve anlaşılmalıdır. Burada bizi ilgilendiren “atalar dini” dir. “Atalar dini” anlayışı bugün de hayatımıza hakimdir ve mücadele edilmesi gereken bir dindir.

 


İbrahim ne yapmıştır?

İbrahim, babasından çevresinden gördüklerini duyduklarını düşünmeden sorgulamadan madem ki babam ve atalarım böyle inanmış, herkes de böyle inanıyor öyleyse bunlar doğrudur dememiş ve doğruluğunu sorgulamıştır.

Aşağıda senaryo şeklinde verilen İbrahim’in hikayesi sonunda…

Kur’an’daki İbrahim kıssası ile ilgili müfessirler iki farklı yaklaşım sergilemekle birlikte bu farklılık kıssanın verdiği mesajın ana temasını etkilememektedir. İster İbrahim’in zaten tevhid inancında olduğunu sadece kavmine tevhidi anlatmak için inancını senaryoya dönüştürdüğünü varsayalım, isterse  kıssada hikaye edildiği şekliyle sorgulayarak, muhakeme ederek tevhide ulaşıp atalar dinini reddettiğini kabul edelim fark etmez.


Dört Gurup İnsan Ortaya Çıktı:

1. İbrahim: Atalarından gördüğü ve öğrendiğine güvenmedi, onların inançlarına körü körüne bağlanmadı, aklını kullandı, düşündü, “atalar dini”ni sorguladı ve kendi çabasıyla gerçeğe, doğruya ulaştı. Rabbini buldu. Batıl olan “atalar dini”ni reddetti.  Kurtulanlardan oldu.

2. İbrahim’in Dini’ni Doğrulayıp İman Edenler: Bunlar müminlerdir. “Atalar Dini”nin baskısına rağmen, hatadan vazgeçmiş, batılı fark etmiş ve doğruyu anlayıp gerçeğe iman etmişlerdir. Onlar da kurtuluşa ermişlerdir.

3. İbrahim’in doğru düşündüğünü anlamakla beraber gerçeğe iman etmeyenler: Bu insanlar İbrahim’i dinlemiş anlamış, ortaya koyduğu gerçeği görmüş ancak “atalar dini”nin etkisinden ve getirilerinden kurtulamayarak büyük bir fırsatı tepmişler. Kaybedip hüsrana uğrayanlar durumuna düşmüşler.

4. Biz atalarımızdan ne gördüysek ona inanırız  diyenler: Bu insanlar  gerçeği görmek istememiş üstünü örtmüş, duymak istememiş, anlamak itememiş körü körüne inandıkları atalar dinine saplanmışlar ve  hüsrana uğrayanlardan olmuşlardır.

Sonuç: Bu olay 3500-4000 yıl önce yaşanmış bir olaydır. Yüce Allah Hz. İbrahim’in başından geçenleri kuru bir hikaye için anlatmamaktadır. Burada ifade edilenler bize de mesaj vermektedir.
İslam’ın temel kaynaklarına dayanan bilgilerimiz için tabii ki sorgulanacak bir durum yoktur. Ancak burada  “Müslümanlığımız bize mi aittir yoksa atalarımıza mı?” sorusuna en azından cevap vermeliyiz.
Aleviyim, sünniyim, hanefiyim, şafiyim… diyenler!!!...  Dünyayı algılama biçimlerini, haber kaynaklarını doğru kabul edenler!!!... Acaba bu alanlardaki inanç ve düşünceleriniz size mi aittir yoksa atalarınıza mı? Bunlar ne kadar doğru ne kadar yanlıştır?

1. Dinimiz İbrahim’in Dini midir? Yoksa atalar dini mi? Düşünmeliyiz.
2. Doğru diye kabul ettiğimiz düşünceler, fikirler, görüşler, yorumlar, inançlar… bizim midir? Atalarımızın mı? Doğru mudur? Yanlış mı?
3. Din diye kabul ettiklerimiz Dinin Temel Kaynağı olan Kur’an’ın temel mantığına, Resulullah’ın örnekliğine ne kadar uygundur.
4. Doğru diye kabul ettiklerimizi ne kadar uyguluyoruz.
5. Doğru diye kabul ettiklerimizi başkalarına anlatıp “ma’rufu emredip, münkeri nehyediyor” muyuz?

İşte İbrahim’in hikayesi bu soruları sorup, düşünelim ve  cevaplayalım diye anlatılmaktadır.

Görüş, öneri ve tenkitleriniz bizi memnun edecektir.


Hazırlayan
Muhammet Yılmaz, Marmara 89
İstanbul-Güngören Ergün Öner Mehmet Öner Anadolu Lisesi
Din Kül. Ve Ahl.Bil.Öğrt.
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 

 


Hz.İbrahim’in Tevhid Mücadelesi
(Senaryo)

İbrahim aklî olgunluğa ulaşmış bir insandır(Enbiya 51). Babası dahil toplumunun tamamı putlara tapma şeklinde çok tanrıcı bir inançtadır. İbrahim duymayan, görmeyen, hareket edemeyen cansız heykellerin tanrı veya tanrının sembolü diye algılanmasını ve onların Allah’a ortak koşulmasını bir türlü anlamıyor ve kabul edemiyordu. Ama bütün bu varlıkları yaratan, düzenleyen ve yöneten üstün bir güç olmalı diyordu…

İbrahim:
- Bu heykeller tanrı olamayacağına göre üstün güç başka bir şeydir.

Çevresine bakar ve gördüğü her şey bu heykellerle aynı özelliği gösterdiğinden tanrı olamayacaklarını düşünür. Rabbini aramaya koyulur, dikkatini daha uzaklara göğe yöneltir.(En’am 75)

İbrahim:
- Şu yıldız !  O çok parlak herhalde Rabbim budur. Diğerlerinden farklı gözüküyor.

Yıldız batınca “batanları sevmem”(En’am 76) bu eksik bir varlıktır. Benim Rabbim her şeyiyle tam ve mükemmel olmalı dedi. O sırada doğmakta olan ayı görünce onu gözüne kestirdi ve;

İbrahim:
- Rabbim budur, dedi.

O da batınca,

İbrahim:
- Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi.(En’am 77)

Güneşi doğarken görünce bu sefer aklı ona takıldı,

İbrahim: 
- Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi.

O da batınca,
İbrahim:
- Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben müşriklerden değilim. (En’am 78-79)
 
 İbrahim’in buraya kadar geldiği zihinsel düzey, görünen,  birbirine benzeyen ve eksik olan yaratılmışlardan birinin tanrı olamayacağı, Rabbinin ancak bunların üstünde ve ötesinde üstün bir güç olduğunu ve O’nun “Yaratan” diğerlerinin ise “yaratılan” olduğunun farkına varmasıdır.

Bir insan olarak ulaştığı bu gerçeği kendine saklaması ona yakışmazdı. Babasından başlayarak kavmine gerçeğin tebliğine başladı.

İbrahim:
- Birtakım putları tanrılar mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum, (En’am 74.) siz kime kulluk ediyorsunuz?

- "Allah'tan başka bir takım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?" (Saffat 86)
     
- "O halde âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?" (Saffat 87)

Kavmi:
- Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk. Enbiya 53.

İbrahim:
- Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi. Enbiya 54.

Kavmi:
- Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin? Enbiya 55.

İbrahim:
- Hayır, dedi, sizin Rabbiniz, yarattığı göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna    şahitlik edenlerdenim. Enbiya 56.

- Allah'a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım! Enbiya 57.

Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya konmuş yemekleri görünce:)

İbrahim:
- Yemiyor musunuz? Saffat 91.

- Neden konuşmuyorsunuz? Saffat 92.
 
Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.) Saffat 93. Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye. Enbiya 58.
 
(Putperestler) koşarak İbrahim'e geldiler. Saffat 94. Neden putları kırdığını sordular.

 İbrahim:
- Yonttuğunuz şeylere mi ibadet edersiniz! Saffat 95.
  
- Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, Saffat 96.

Kavmi:
- Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler. Enbiya 59.
   
 (Bir kısmı:)
- Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler. Enbiya 60.

Kavmi:
- O halde, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler. Enbiya 61.
  
- Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dediler. Enbiya 62.

İbrahim:
- Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! Enbiya 63.
 
Putlar konuşamayacağına göre İbrahim’in istediği olmuş cansız heykellerin hiçbir güçlerinin olmadığı gerçeği ortaya çıkmıştı.

Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine)

Kavmi:
- "Zalimler sizlersiniz, sizler!" dediler. Enbiya 64.

 Böylece birbirlerini ve dolayısıyla kendilerini suçlamaya başladılar.

Gerçeği ve doğruyu görmelerine rağmen “ataların dini”nden vazgeçemediler. Çünkü ona inanmak düşünmeyi, emek sarfetmeyi gerektirmiyor, onunla güçlü oluyorlardı. Ancak doğrular ve gerçeklere ulaşmak ve onları savunmak zordu, emek ve çaba gerektriyor, düşünmek ve sorgulamak istiyordu. Onlar körü körüne batıla inanmayı tercih ettiler.

Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: Enbiya 65.

Kavmi:
- Sen bunların konuşmadığını pek âlâ biliyorsun, dediler. Enbiya 65.

İbrahim:
- Öyleyse, Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir şeye hâla tapacak mısınız? Enbiya 66.
       
- Size de, Allah'ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere de yuh olsun! Siz akıllanmaz mısınız? Enbiya 67.

(Bir kısmı:)
- Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin! dediler. Enbiya 68.

Kavmi:
- Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın! dediler. Saffat 97.
 
Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık. Saffat 98.
 
(Oradan kurtulan İbrahim:)
- "Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek". Saffat 99.

 Fakat Allah’ın da bir hesabı vardı:

  "Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!" dedik. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk. Biz, onu ve Lût'u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık. Enbiya 69-70-71.

 

Kavmi onunla tartışmaya girişti.

İbrahim:
- Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışıyor musunuz? Ben sizin O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Ancak, Rabbim'in bir şey dilemesi hariç. Rabbimin ilmi herşeyi kuşatmıştır. Hâla ibret almıyor musunuz? En’am 80.

     - Siz, Allah'ın size haklarında hiçbir hüküm indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım! Şimdi biliyorsanız (söyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır?" En’am 81.

      - İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır. En’am 82.

    - İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakkıyle bilendir. En’am 83.

 

 İbrahim Babasına Yalvarıyor:

  Kitap'ta İbrahim'i an. Zira o, sıdkı bütün bir peygamberdi. Meryem 41-49
 
Bir zaman o babasına dedi ki:

İbrahim:
- Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bir şeye niçin taparsın? Meryem 42.
- Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çıkarayım. Meryem 43.Babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan, çok merhametli olan Allah'a âsi oldu. Meryem 44.
- Babacığım! Allah tarafından sana azap dokunup da şeytanın yakını olmandan korkuyorum. Meryem 45.

(Babası:)
- Ey İbrahim! dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun?
- Eğer vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım!
- Uzun bir zaman benden uzak dur! Meryem 46.

İbrahim:
- Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O bana karşı çok lütufkârdır. Meryem 47.
- Sizden de, Allah'ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki (senin için) Rabbime dua etmemle bedbaht (emeği boşa gitmiş) olmam. Meryem 48. 
 
Nihayet İbrahim onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiği zaman biz ona İshak ve Yâ'kub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. Meryem 49. 

 

 


 
KONU İLE İLGİLİ AYETLER
(Diyanet Vakıf Meali)
Bakara 130. İbrahim'in dininden kendini bilmezlerden başka kim yüz çevirir? Andolsun ki, biz onu dünyada (elçi) seçtik, şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.

Bakara 135. (Yahudiler ve hıristiyanlar müslümanlara:) Yahudi ya da hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim'in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.

Bakara 140. Yoksa siz, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbâtın yahudi, yahut hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından kendisine (bildirilmiş) bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.

Al-i İmran 68. İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.

Nisa 55. Onlardan bir kısmı İbrahim'e inandı, kimi de ondan yüz çevirdi; (onlara) kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

Nisa 125. İşlerinde doğru olarak kendini Allah'a veren ve İbrahim'in, Allah'ı bir tanıyan dinine tâbi olan kimseden dince daha güzel kim vardır? Allah İbrahim'i dost edinmiştir.

En’am 74. İbrahim, babası Âzer'e: Birtakım putları tanrılar mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum, demişti.

Sorgulama-Tefekkür-Muhakeme

En’am 75. Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.

Melekut, izzet ve hükümranlık demektir. Yüce Allah, Hz. İbrahim’e göklerdeki hükümranlığını ve hükümranlığının azametini göstermiştir.

En’am 76. Gecenin karanlığı onu kaplayınca bir yıldız gördü, Rabbim budur, dedi. Yıldız batınca, batanları sevmem, dedi.
En’am 77. Ay'ı doğarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batınca, Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi.
En’am 78. Güneşi doğarken görünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi. O da batınca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.
En’am 79. Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.

“Hanif” Allah’ı bir bilen, Hakk’a yönelen ve batıldan hoşlanmayan anlamını ifade eder.
Hz.İbrahim’in bu davranışından maksat, gerçekten Allah’ı aramak mı, yoksa gök cisimlerine tapanları kınamak, onların gittiği yolun yanlış ve yaptıklarının bir sapıklık olduğunu göstermek midir? Bu hususta müfessirler ihtilaf etmişlerdir. Ancak ikinci görüş gerçeğe daha yakındır. Çünkü 74. Ayette putlara taptıkları için babasını ve kavmini ağır bir dille kınaması Hz. İbrahim’de tevhid inancının mevcut olduğunu göstermektedir. Nitekim 78. Ayetin sonu da bunu vurgular.

En’am 80. Kavmi onunla tartışmaya girişti. Onlara dedi ki: Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışıyor musunuz? Ben sizin O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Ancak, Rabbim'in bir şey dilemesi hariç. Rabbimin ilmi herşeyi kuşatmıştır. Hâla ibret almıyor musunuz?
En’am 81. Siz, Allah'ın size haklarında hiçbir hüküm indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım! Şimdi biliyorsanız (söyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır?"

İki guruptan maksat, Allah’ı  bir kabul edenler ile O’na ortak koşanlardır. Ahirette Allah’ın azabından emin olmaya hangisi daha layıktır? Bir sonraki ayet buna cevap vermektedir.

En’am 82. İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.
En’am 83. İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakkıyle bilendir.

Ayette geçen ve “delil” diye tercüme edilen “hüccet” kelimesi, kesin delil manasına gelir. Hz.İbrahim’e verilen hüccetten maksat, ona ilham edilen tefekkür, muhakeme ve mukayese gücüdür. Onun ay, güneş ve yıldızlar karşısındaki tutumu ile müşriklere karşı verdiği mücadelede göstermiş olduğu deliller ve diğer mucizeler bu cümledendir.

 

Meryem 41. Kitap'ta İbrahim'i an. Zira o, sıdkı bütün bir peygamberdi.
Meryem 42. Bir zaman o babasına dedi ki: Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bir şeye niçin taparsın?
Meryem 43. Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çıkarayım.
Meryem 44. Babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan, çok merhametli olan Allah'a âsi oldu.
Meryem 45. Babacığım! Allah tarafından sana azap dokunup da şeytanın yakını olmandan korkuyorum.
Meryem 46. (Babası:) Ey İbrahim! dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım! Uzun bir zaman benden uzak dur!
Meryem 47. İbrahim: Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O bana karşı çok lütufkârdır.
Meryem 48. Sizden de, Allah'ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki (senin için) Rabbime dua etmemle bedbaht (emeği boşa gitmiş) olmam.
Meryem 49. Nihayet İbrahim onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiği zaman biz ona İshak ve Yâ'kub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.

Hz. İbrahim’in, kavminden uzaklaşarak hicret ettiği beldenin, Şam veya Filistin olduğu rivayet edilir. Beyzavi’nin naklettiğine göre, Hz. İbrahim Şam’a müteveccihen yola çıktığında önce Harran’a gitmiş, orada Sara ile evlenmiş ve bu evlilikten Hz. İshak dünyaya gelmiştir. Hz. Ya’kub ise, İshak’ın oğlu ve İbrahim’in torunudur.

 

Senaryo

Enbiya 51. Andolsun biz İbrahim'e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.

Tefsirlerde, ayetteki “rüşd” kelimesinin peygamberlik anlamına, yahut Hz. İbrahim’in risaletten önce de sahip olduğu hidayet ve doğruluk manasına geldiği belirtilmiştir.

Enbiya 52. O, babasına ve kavmine: Şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor? demişti.
Enbiya 53. Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk.
Enbiya 54. Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.
Enbiya 55. Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?
Enbiya 56. Hayır, dedi, sizin Rabbiniz, yarattığı göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna şahitlik edenlerdenim.
Enbiya 57. Allah'a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım!

Hz.İbrahim’in bu sözü gizli olarak söylediği ve kendisini sadece bir kişinin duyduğu rivayeti de vardır.

Enbiya 58. Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.

Tefsirlerde nakledildiğine göre Hz.İbrahim, putları kırdıktan sonra baltayı, sağlam bıraktığı büyük putun boynuna asmıştı. Bir bayram şenliğine giden halk, dönüşte putların kırılmış olduğunu gördüler.

Enbiya 59. Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler.
Enbiya 60. (Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.
Enbiya 61. O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.
Enbiya 62. Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dediler.
Enbiya 63. Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.
Enbiya 64. Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) "Zalimler sizlersiniz, sizler!" dediler.

Ayet şu şekilde de anlaşılmıştır: Sonra birbirlerine dönerek “(Putları yalnız ve savunmasız bıraktığımız için) asıl siz zalimsiniz” diyerek birbirlerini suçladılar.

Enbiya 65. Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: Sen bunların konuşmadığını pek âlâ biliyorsun, dediler.
Enbiya 66. İbrahim: Öyleyse, dedi, Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir şeye hâla tapacak mısınız?
Enbiya 67. Size de, Allah'ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere de yuh olsun! Siz akıllanmaz mısınız?
Enbiya 68. (Bir kısmı:) Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin! dediler.

Hz.İbrahim’in kavmi, bu teklifi kabul ederek onu yakmak için büyük bir ateş hazırladılar ve eli kolu bağlı olarak ateşe attılar. İbrahim (a.s.) ise, “Bana Allah’ın sahip çıkması yeter; O ne güzel bir sahip!” diyerek Allah’a sığınıyordu.

Enbiya 69. "Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!" dedik.
70. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk.
Enbiya 71. Biz, onu ve Lût'u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık.

Hz. İbrahim, eşi Sare ve yeğeni veya amcazedesi Lut, putperestlerin elinden kurtarılmış, irşadlarını yayacakları bir ülkeye ulaştırılmışlardı.
Müfessirlere göre bu bereketli ülke, Şam ve Filistin yöreleridir. Bu yörelerin cümle alem için bereketli olması ise, peygamberlerin pek çoğunun oralarda yetişmesi ve dinlerini oralardan yaymalarından ileri gelmektedir.

 

 


Senaryo

Saffat 83. Şüphesiz İbrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi.

Aralarında uzun asırlar geçmesine rağmen, dini esaslarında Hz. İbrahim Nuh’a bağlı idi.

Saffat 84. Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi.
Saffat 85. Hani o, babasına ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demişti.
Saffat 86. "Allah'tan başka bir takım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?"
Saffat 87. "O halde âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?"

Hz. İbrahim’in kavmi, yıldızlara bakar, onlarla kahinlik yaparlardı. Bir bayram günü İbrahim’e kendileriyle beraber bayram yerine gelmesini söylediler.

Saffat 88. Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir baktı.
Saffat 89. Ben hastayım, dedi.
Saffat 90. Ona arkalarını dönüp gittiler.
Saffat 91. Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz?
Saffat 92. Neden konuşmuyorsunuz? dedi.
Saffat 93. Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)
Saffat 94. (Putperestler) koşarak İbrahim'e geldiler.

Neden putları kırdığını sordular.

Saffat 95. İbrahim: Yonttuğunuz şeylere mi ibadet edersiniz!
Saffat 96. Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi.
Saffat 97. Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın! dediler.
Saffat 98. Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık.
Saffat 99. (Oradan kurtulan İbrahim:) "Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek".
Saffat 100. O : "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver", dedi.

Böylece Hz. İbrahim küfür diyarından hicret ederek Şam’a gitti.

 

İbrahim’in Nemruta Allah’ı İspatı

Bakara 258. Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir apışıp kaldı. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez.

 

Ödev Ödev Bizim hikayeler - Hikaye Arşivi Mersin Kablo TV - Mersin Uydunet