8/2.4. Toplumsal Dayanışma İbadeti Olarak Sadaka

Karşılıksız yapılan her türlü yardım, güzel ve yararlı davranışa  sadaka denir.

Bir yoksula para, giyecek, yiyecek vs. vermek, insanların yararlanacağı okul, cami, yol, köprü, çeşme yaptırmak birer sadakadır.

Birçok hayırsever zengin yurttaşımız sayesinde okullar, camiler, kimsesiz çocukların kaldığı yurtlar ve öğrencilerin sosyal gereksinimleri için kültür siteleri yaptırılmakta, yoksulların yararlanacağı aş evleri açılmaktadır. Bütün bunlar dinimizce sadaka olarak değerlendirilir.

Bir hastayı, yaşlıyı ziya-ret etmek, onun hâl ve hatırını sormak; yolda, iş yerinde, oturduğumuz mahallede karşılaştığımız insanlara güler yüzle selâm vermek sadakadır. Çevre-mizdeki insanların varsa sorunlarıyla ilgilenmek, yoldan karşıya geçmekte zorlanan bir yaşlıya yardımcı olmak, bir ya-bancıya yol göstermek, otobüste veya diğer toplu taşıma araçlarında yaşlı, hamile, hasta gibi ayakta durmakta zorlananlara yer vermek sadakadır. İnsanlara zarar verici herhangi bir engeli ortadan kaldırmak da  sadaka sayılmaktadır.

Peygamberimiz zaman zaman insanlar arasında dolaşır, gereksinimi olanları tespit eder, bunları gidermeye çalışırdı. Özel evler yaptırarak yoksulların  burada barınmalarını sağlar, kendisi de onlara eğitim verirdi. Hz. Muhammed özellikle yiyecek ve içeceğe ihtiyacı olanların bu ihtiyaçlarını gidermenin çok önemli bir ibadet olduğunu bize haber vermektedir: “Karnı aç olan bir kimseyi doyurunuz.” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, C. 8, s. 404)

Peygamberimiz hastaları ve yaşlıları ziyaret eder, yolda karşılaştığı insanların hâl ve hatırlarını sorardı. Küskünleri, dargınları barıştırırdı. Özellikle çocukların ve gençlerin eğitimleri ile yakından ilgilenirdi.

Sadaka sayesinde toplumsal yardımlaşma ve dayanışma daha da pekiştirilir. Her alanda kalkınmamız daha da hızlanır. Ayrıca sadaka veren kimseler Allah’ın bir buyruğunu yerine getirmiş olurlar.

              CARİ SADAKA ÜÇTÜR

Hiçbir an kapanmasın dersen Amel Defteri
Eser bırak dünyada, hoşnut et gönülleri.

Okul, çeşme, hastane, yol, köprü, cami yaptır,
Fabrika, baraj yaptır, yapılan iş sevaptır.

                Ahmet DEMİRAY

 

  • Sadaka çeşitlerinden birisi de fıtır sadakasıdır. Bu sadaka, aslî ihtiyaçlarından başka zekât verecek kadar bir mala sahip olan her Müslüman tarafından verilir. Ramazan ayında bayramdan önce verilir. Halkımız bu sadakaya kısaca “fitre” demektedir.

Zekât, sahip olduğumuz maldan belli bir oranda verilirken, fıtır sadakası kişi başına verilir. Bir ailedeki bütün bireylerin fıtır sadakasını büyüklerinden biri verebilir. Fitre miktarı kişinin ekonomik düzeyine, maddî durumuna göre değişmektedir. Fıtır sadakasını verecek olan kimse, bir günlük kendi yiyecek masrafı kadar miktarı fıtır sadakası olarak yoksullara verir.

 

 

                      
Hikaye: SİZDEN FAZLA VEREN VAR

Hz. Ebu Bekir'in halifeliği sırasında Medine'de büyük bir kıtlık baş göstermişti. Halk ekmek yapmak için buğday bulamaz olmuştu. Hz. Osman da bu sırada Şam'a bir ticaret kafilesi göndermiş, oradan yüz deve yükü buğday satın alarak Medine'ye getirtmişti. Bu miktar, halkın buğday ihtiyacını büyük ölçüde karşılayabilecek kadardı.

Bazı tüccarlar derhal Hz. Osman'a müracaat ettiler. Şam'dan getirttiği bu buğdayı satın almak istediler. Buğdayın bir ölçüsüne 4 dinar veriyorlardı.  Hz. Osman, “Sizden fazla veren var.” dedi ve buğdayını hiç kimseye satmak istemedi. Tüccarlar bu durumda teklif ettikleri fiyatı arttırdılar. Fakat yine Hz. Osman'dan, “Sizden fazla veren var.” yanıtını aldılar. Nihayet buğdaya verebilecekleri en yüksek fiyatı verdiler. Fakat Hz. Osman'ın ağzından, “Sizden fazla veren var.” sözünden başka lâf çıkmıyordu. Bazıları onun bu tutumunu, fırsat düşkünlüğüne ve çok kazanma hırsına bağlıyordu. Halk şiddetli ihtiyaç içinde kıvranırken onun böyle davranmasını kendisine hiç yakıştıramıyorlardı. Konuyu halife Hz. Ebu Bekir'e anlatmaya karar verdiler. Ondan Hz. Osman'la aralarını bulmasını istediler.

Halifenin huzuruna çıkarak, durumu olduğu gibi anlattılar. Hz. Ebu Bekir anlatılanları sonuna kadar dinledi ve onlara, “Bu işte bir gariplik var.” dedi. “Bana öyle geliyor ki siz Hz. Osman'ın sözünü iyi anlayamadınız. O, halkın ihtiyacını fırsat bilip ondan kâr ve çıkar elde edecek kimse değildir. Böyle davranışının mutlaka bir hikmeti vardır. Haydi, beraber gidip konuyu bizzat kendisinden öğrenelim.” dedi. Hep birlikte Hz. Osman'ın yanına vardılar. Hz. Ebu Bekir tüccarların anlattıklarını Hz. Osman'a söyledi. Ona niçin malını verilen fiyata satmadığını sordu. Hz. Osman'ın bu soruya yanıtı şaşırtıcıydı. Hz. Osman sadece Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için buğdayı yoksullara dağıtacağını söyledi.
 

 

 

Ödev Ödev Bizim hikayeler - Hikaye Arşivi Mersin Kablo TV - Mersin Uydunet