4/5.6. İslam Dini Dostça ve Kardeşçe Yaşamayı Öğütler

İslâm dini insanların birbirini sevip saymalarını, dostça ve kardeşçe yaşamalarını amaç edinmiştir. Namaz, oruç gibi ibadetler de insanlar arasındaki sevgi ve dostluk bağlarını güçlendirici niteliklere sahiptir.

Ayet ve hadislerde Müslümanların kardeş oldukları vurgulanmaktadır:

Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a saygılı olun ki size merhamet edilsin.” (49/Hucurât suresi, 10)

“Bir Müslüman, kardeşinin ihtiyacını yerine getirirse Allah da ona yardım eder; bir başkasının sıkıntısını giderirse Allah da ona karşılık kıyamet  gününün sıkıntılarından birini giderir. Bir kişi  kardeşinin ayıbını örterse Allah da kıyamette onun ayıbını örter.” (Buharî,  Mezalim, 3, İkrah, 7)

İslâm dini kardeşlik konusuna o kadar önem vermiştir ki, iman etmeyi birbirini sevme ile ilişkilendirmiştir: “Allah’a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gereğince iman etmiş olmazsınız.” (Müslim, İman, 93/54)

“Hiçbiriniz kendisi için arzu ettiğini  kardeşi için de arzu etmedikçe iman etmiş olmaz.” (Buharî, İman, 1)

Bir başka hadiste  ise Müslümanlar tek bir vücuda benzetilmiş, o vücudun bir organı rahatsız olunca diğerlerinin de aynı şekilde rahatsızlanacağı dile getirilmiştir. (Buharî, Edeb, 27)

Müslümanları birbirinin dostu kabul eden İslâm, onların olumlu işlerinde yardımlaşmalarını özellikle  istemektedir.  “İyilik etme ve  Allah’a  saygınızı  göstermede  (takvada)  birbirinizle  yardımlaşın, günah işlemek ve düşmanlık etmek hususunda birbirinize yardım etmeyiniz.” (5/Mâide suresi, 2)

“Allah’a karşı saygılı  Müslümanlar,  bollukta   da   darlıkta   da  Allah için servetlerini harcarlar, öfkelerini   yenerler,   insanların   kusurlarını   affederler.    Allah   muhsinleri  (iyilik edenleri, kulluklarını güzel yapanları) sever.” (3/Âl-i İmrân suresi, 134)

Müslümanların kardeşliği üzerinde ısrarla duran İslâm bütün insanların kardeş olduğunu da ifade eder. Nitekim  Kur’an bütün insanlığa hitap etmektedir. Birçok ayette “Ey insanlar!”, “Ey Âdem’in çocukları!”  şeklinde söze başlanmaktadır. Böylece bütün insanların tek bir ailenin üyeleri, birbirlerinin kardeşleri oldukları belirtilmektedir. Ulus, kabile, ırk, renk vb. bakımlardan hiç kimsenin diğerine üstünlüğü  olmadığı bildirilmektedir.

İslâm, yardımlaşmanın da sadece Müslümanlarla sınırlı bırakılmayıp bütün insanları içine alacak şekilde yaygınlaşmasını öğütlemektedir. Dinimiz, yakınımızda yardıma muhtaç fakat Müslüman olmayan komşular varken onları atlayarak uzaktaki Müslümanlara yardım  etmeyi hoş görmemiştir.

Birey olarak büyük varlık bütününün bir üyesi olduğumuzu unutmamalıyız. Evimiz, sınıfımız, mahallemiz, köyümüz, ilçemiz, ilimiz, ülkemiz, dünyamızla büyük bir bütünüz. Birbirimizi gözetmeliyiz. İyiler, güzeller, kuvvetliler ve sağlıklılar kadar  kötüler, zayıflar, özürlüler de bizimdir. Onlar da bizim gibi Allah’ın kuludurlar. Allah’ı sevdiğimiz için onları da sevmeliyiz. Onlara daha iyi olmaları için yardım etmeliyiz. Birbirimizi sevdiğimizi böyle gösterebiliriz.

“İslâm nedir?” diye sorana peygamberimiz, “İslâm güzel ahlâktır.” der. O kişi, “Ey Allah’ın elçisi! Güzel ahlâk nedir?” diye sorunca da şöyle yanıt verir: “Sana darılan, seninle ilişkiyi kesen kimse ile barışmandır, sana vermeyene vermendir, sana eziyet edeni hoş görüp affetmendir.”   Bu ahlâk anlayışı toplumda güzelliklerin, iyiliklerin artmasını sağlayacaktır.

 

Ödev Ödev Bizim hikayeler - Hikaye Arşivi Mersin Kablo TV - Mersin Uydunet