5/1.3. Allah Vardır ve Birdir

ALLAH vardır

Allah vardır, Allah birdir.
Eşi ve benzeri yoktur.
Mekândan münezzehdir.
Bizi yaratan, bizi yaşatan,
Bize yediren bize içiren
Bizi giydiren O'dur.
Ben Allah'ımı
Anamdan, babamdan ve canımdan
çok severim.
Allah'ımında beni sevmesi için,
O'na kulluk, itaat ve ibadet ederim.

 

 

Allah Vardır ve Birdir

A.Allah Vardır

Allah kavramı ile ilgili çevremizden duyduklarımız

Ailemizden çevremizden duyduğumuz ve dikkatimizi çeken bazı deyimler vardır; " Allah rızası için", Allah'a ısmarladık", Allah yardımcın olsun", "Allah'ım bana yardım et" " Allah kaza ve belalardan korusun" vb. bunlardan bazılarıdır.
Çevremize, dünyamıza hayran oluyor ve büyüklerimize soruyoruz:
Şu dünyamızda ve çevremizde garip şeyler oluyor. Bir gülün, bir çiçeğin tomurcuklanıp açması insana heyecan veriyor. Bir kuşun, bir kelebeğin göz kamaştıran renkleri ile kanat çırpıp uçmasına hayran oluyoruz. Güneş, ay, yıldızlar, yağmur, kar, arılar, karıncalar ve daha birçok olay dikkatimizi çekiyor. Büyüklerimize bunların anlamlarını, nasıl ve niçin böyle olduklarını sorduğumuzda; bildikleri zaman anlatırlar, bazen de "Allah" bilir derler. Bunları kim yarattı diye sorduğumuzda ise " Allah yarattı " diye cevap veriyorlar. Bunun gibi soruları sormuş ve cevabını aramışızdır. Allah hakkında bu ve buna benzer şeyler duymuş, çevremize ve büyüklerimize sormuşuzdur. Allah hakkında pek çok şey öğrenmek, onu tanımak isteriz. Allah kimdir? Nasıl bir varlıktır? Nerededir? Biz çocukları sever mi?

Bu soruları sormamızın nedeni nedir?

İnsan akıl sahibi, düşünen ve bilen bir varlıktır. Yaratılışından getirdiği bu anlama, bilme ve merak duygusuyla evrende meydana gelen olayları ve düzenli işleyişi araştırmakta, bunların sebebini bulmaya çalışmaktadır. Bu gün insanlar aya gidip gelebiliyor, uzay boşluğunda milyonlarca ışık yılı uzaktaki yıldızları gözleyebiliyor, küçük mikroskobik varlıkların boyutlarını ölçebiliyor. Ancak bilgimiz arttıkça öğrenmemiz gereken daha çok şeyin olduğunu anlıyoruz. Merakımız daha da artıyor. Bunları kim yarattı, neden yarattı? gibi soruların cevabını arıyoruz. Evrendeki bu düzenin nasıl başlayıp devam ettiğini merak ediyoruz. İşte bizim sorduğumuz ve cevabını aradığımız şeyler, insanda doğuştan var olan inanma, bilme, her şeyin gerçeğini öğrenme duygusudur. .

Önce kendimize bakalım

Kaç yaşında oluğumuzu bir düşünelim. Bir yıl daha ilave ederek hesaplayacak olursak, bu kadar yıl önce biz dünyada yoktuk. Annemiz bizi dünyaya getirdi. Küçücük bir bebektik. Nasıl bu hale geldik. Hatta yeni doğan bir bebeğe baktığımızda, konuşamıyor, yemek yiyemiyor, oturamıyor. Ama biz bu gün kendimiz yemek yiyebiliyor, yürüyebiliyor ve okula gelerek pek çok şey öğreniyoruz. Mükemmel vücudumuz, organlarımız, beynimizle, yeteneklerimizle düşünebiliyor, kavrıyor ve bilgi ediniyoruz. Bu kadar mükemmel insan nasıl meydana geldi? Kendi kendimize sormamız gerekmez mi?

Çevremize Bakalım:

Üstünde yaşadığımız koca dünya o kadar düzenli dönüyor ki, onun dönüşü ile gece ve gündüzün başlayıp bitme saatlerinde bir saniyelik bir gecikme bile olmuyor. Bu değişmez düzeni sağlayan kim? Evrende yaşayabilmemiz için ne gerekiyorsa hepsi var. Mevsimler birbirini takip ediyor. Sonbaharda ağaçların yapraklarını dökmesi, kışın bütün tabiatın uykuya dalması İlkbaharda tekrar canlanması, her tarafın rengârenk çiçeklerle donanması, bütün bunları yapan kim? Çevremize bakarak bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Allah'ın verdiği aklımızla düşünelim:

Var olan bu şeylerin kendiliğinden meydana geldiği düşünülemez. Çünkü hiçbir şey tesadüfen, kendiliğinden meydana gelemez. Gözlem ve deneye dayanan, varlığın yapısını ve işleyişini inceleyen pozitif bilimler, evrende bir sebep-sonuç ilişkisi olduğunu; hareket ettirici bir güç olmadan hiçbir şeyin hareket edemeyeceğini belirtir. Bu durum varlık ve olayların tesadüfen meydana gelmesinin mümkün olmadığını ortaya koymaktadır. Çünkü insan aklı, hiçbir şeyin kendiliğinden meydana gelmeyeceğini, her şeyin bir yapıcısının var olduğunu kabul etmektedir. Örneğin hepimizin kullandığı kalem ve defterin bir imalatçısı, okuduğumuz kitabın bir yazarı, duvarda asılı duran resmin bir ressamı, oturduğumuz sıranın bir ustası olduğunu kabul ederiz. Yine tarihi bir sanat eserini gördüğümüz zaman, mimar, usta ve işçisini görmediğimiz halde onların bir zamanlar yaşamış olduklarını ve bu sanat eserini meydana getirdiklerini düşünürüz

Bu düşünce bizi nereye götürür?

Bu düşünceler sonuçta biz insanı ve varlıkları yaratan yüce bir kudretin var olduğu inancına ulaştırır. İşte bu büyük yaratıcı, her şeyi bilen gören ve gücü yeten Allah'tır.
Özetle evrenin var oluşu Allah'ın varlığının en büyük delilidir. İnsanın Allah'ın varlığını anlaması için kendisine, yeryüzüne ve gökyüzüne bakması ve düşünmesi yeterlidir.

Bu Konuda Kur'an ne diyor?

Kur'an'da Allah'ın varlığına inanmak istemeyenlere şu sorular sorulmaktadır :" Onlar bir yaratan olmaksızın mı yaratılmışlardır? Yoksa kendileri mi yaratmışlardır? Gökleri, yeri yaratan onlar mıdır? " ( Tur,35-36) Ayrıca Kur'an'da bir yaratıcının varlığının şüphe edilmeyecek kadar açık olduğu bildirilmiştir. " Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi vardır? " ( İbrahim: 10 )

Bu konuda peygamberimiz öğüdü nedir?

Peygamberimiz de Allah'ın varlığını ve birliğini anlamamız için, onun yarattıkları hakkında düşünmemizi, öğütlemiştir. Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Allah'ın varlığını ve birliğini bulmak için göklere bakın, yeryüzüne bakın, kendinize bakın. Bunların kendiliğinden olup olmadığına bakın. Bütün bunların yaratılışındaki incelikleri düşünün. Çünkü bunlar Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren delillerdir…" ( Hadis )

B.Allah Birdir.

Bizi Allah'ın varlığına götüren aklımız onun birliğine de götürebilir mi?

Bizi Allah'ın varlığına götüren aklımız, onun birliğine de götürür. Evrendeki düzen, ahenk, denge, değişme ve gelişim Allah'ın birliğinin en büyük delilidir. Evrene baktığımızda bütün varlıkların bir düzen ve ahenk içinde yaratılış gayesine uygun olarak görevini yerine getirdiğini görmekteyiz. Örneğin, göklerin ve yeryüzünün birbiriyle uyum içinde kusursuz yaratılışı ve işleyişi vardır. Görülüyor ki, evrende sürekli bir hareket ve değişim söz konusudur.
Bütün bunlardan anlıyoruz ki, evrene bu düzen ve gayeyi veren ilim, kudret, irade sahibi bir varlığın bulunması gerekmektedir. O varlık da Yüce Allah'tır. Bütün varlıkları yaratan, güç ve kudret sahibi olan varlığa "Allah" diyoruz. Allah ismi yüce yaratıcımıza ait özel bir isimdir. Bu evrende olmuş olacak ne varsa hepsi Allah'ındır. Her şeyi bize o vermiştir.
Yüce Allah Kur'an'da evrendeki düzen ve ahenge işaret etmekte ve şöyle buyurmaktadır: "...Biz her şeyi belli bir ölçüye göre yarattık." (Kamer suresi, 49)

Birden fazla Tanrı olsaydı ne olurdu?

Eğer birden fazla ilah olsaydı evrende bu düzen ve ahengi göremezdik. Herkes birbirine üstünlük sağlamaya kalkardı. Kur'an'da " Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, yer ve gök bozulur giderdi( Enbiya 22 ) Başka bir ayette ise birden fazla tanrının olmasının mantık açısından mümkün olmadığı şöyle ifade edilmiştir "...Onunla beraber hiçbir tanrı yoktur. Eğer olsaydı, her biri yarattığına hükmeder ve biri diğerine üstünlük kurmaya kalkardı." (Müminûn suresi, 91)

Kur'an'da "İhlas" suresinde Allah inancı en özlü bir şekilde ifade edilmiştir:

"Ey Muhammed! De ki, O Allah birdir. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir ve her şey ona muhtaçtır. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey ona denk değildir."
Özetle gerek yaratılışı, gerekse yaratıldıktan sonraki işleyişiyle evrende var olan bu mükemmel düzen, denge ve ahenk Allah'ın birliğinin delilidir.
" İnsan beyninde on milyar hücrenin varlığını görünce, iman etmekten kendimi alamadım" ( Nobel Ödülü sahibi Pakistanlı bilim adamı Prof. Abdusselam )

" Ben gökyüzü ve yıldızların yaratılışını inceleyip, bu şaşmaz düzeni öğrendikçe Allah'a olan imanım daha da kuvvetlendi. " (Fizik Bilgini Einstein )

Aklımız kullanarak, Allah'ın yarattığı varlıklar üzerinde düşünmekle Allah'ın var ve bir olduğunu anlarız. Fakat onu göremeyiz. Niçin?
Allah vardır ve birdir. Biz onu göremeyiz Onun varlığının asıl halini ne çocukların, ne de büyüklerin görmesi mümkün değildir. Allah'ın verdiği aklımızla düşünecek olursak; çevremize ve kendimize baktığımızda, varlığına inandığımız, kabul ettiğimiz pek çok şey vardır. Mesela aklımızın varlığını kabul ederiz, fakat onu göremeyiz. Bir arkadaşımız çıkıp da" Ben akıl diye bir şey kabul etmiyorum. Çünkü onu gözümle görüp elimle tutmuyorum" dese hiç birimiz buna inanmaz. Yine sevgiyi, neşeyi, acıyı, tatlıyı ve bunun gibi birçok şeyin varlığını biliriz, fakat gözümüzle görüp elimizle tutamayız. Bunun örneklerini çoğaltabiliriz. Demek ki, göremediğimiz, ama varlığını bildiğimiz pek çok şey vardır. Bunların başında "Allah" gelir.

Bizler Allah'ı göremeyiz ama onu her zaman anar ve ondan yardım dilersek, onu kendi kalbimizde hissederiz. Allah iyi insanların ve çocukların her zaman yanında ve onların yardımcısıdır. Ancak bunun için onun varlığına ve birliğine inancımızın tam olması gerekir. Ona inanmak, bağlanmak, onu sevmek, öğrenmemizi istediği şeyleri öğrenmek, yapılmasını istediği şeyleri yapmak ve ona teşekkür etmek bizim en büyük görevimizdir.

Allah'a iman ne demektir?

İslâm dininin temeli ve özü olan iman; Allah'ın varlığına ve birliğine Hz. Muhammed'in onun peygamberi olduğuna ve onun Allah'tan getirdiği esaslara gönülden inanmaktır. Bunlara gönülden inanan kimseye " mümin " denir.

Biz Müslümanlar Allah'a şöyle inanırız:

Allah vardır, birdir, Eşi ve benzeri yoktur. Varlıkların yaratıcısı ve sahibi odur. Her şey ona muhtaçtır. O hiç bir şeye muhtaç değildir. O aklımıza gelen varlıkların hiçbirine benzemez. O hem her yerdedir, hem kalbimizdedir Bu inancımızı kalbimizle onaylar ve dilimizle de söyleriz. Bizim için en değerli bilgi Allah'ı öğrenmiş olmamızdır. Kalbimize yerleştirmemiz gereken en değerli inanç ise Allah inancıdır.

Allah'a iman etmemizin davranışlarımıza etkisi nedir?
  • Allah'ı tanıyıp seversek, mutlu ve huzurlu oluruz. Bu da Allah'ın bizi sevmesine neden olur. Böylece içimiz rahatlar, huzur duyarız. Yüce Allah Kur'an'da "Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur" (Rad 28) buyurmaktadır.
  • Allah'a olan sevgimizden dolayı insanları ve onun yarattığı bütün varlıkları severiz. İnsanlar da bizi sever ve sayarlar.
  • İçimizi dolduran Allah sevgisi, bizi daima güzel işler yapmaya yöneltir. Allah'a inanan kişi kendisini sürekli görüp gözeten bir yüce yaratıcının bulunduğunu düşünür. Yaptıklarından sorumlu olacağını ve bir gün hesap vereceğini düşünür. Bu düşünce onu kötü şeylerden uzaklaştırır. Kimsenin gönlünü kırmaz. Herkese sevgiyle yaklaşır. Kendisi için istediğini başkaları için de ister. İyiliksever, dürüst, hoşgörülü, merhametli olur. Sorumlulukların bilir, ona göre davranır. Böyle duygu ve düşüncelere sahip olan insanları herkes sever. Bu sevgi onlara huzur ve mutluluk verir.
  • İnsan hayatında mutlu, neşeli, sevinçli anlar olduğu gibi, huzursuz anları da vardır. İnsana bu mutluluğu Allah verdiği gibi, onu sıkıntıdan, üzüntüden kurtaracak yine Allah'tır. Allah'a inanan kimse başına bir sıkıntı geldiğinde, bunlardan kendisini kurtaracak olanın Allah olduğunu bilir ve huzurlu olur. Kendini yalnız hissetmez. Hep güven duygusu içinde yaşar. Allah Kur'an'da şöyle buyurmaktadır: " Allah'a gönülden bağlanıp, ona karşı gelmekten sakınan kimseye Yüce Allah sıkıntıdan çekip kurtaracağı bir yol gösterir. Ve onu hiç beklemediği yerden rızık ihsan eder. Çünkü kim Allah'a güvenip ona gönülden bağlanırsa Yüce Allah ona yeterlidir." (Talak, 2-3

(Anlatım: Osman Ay- DİNİBİL.COM'DAN ALINMIŞTIR)

 

 EİNSTEİN'İN CEVABI

 

Ödev Ödev Bizim hikayeler - Hikaye Arşivi Mersin Kablo TV - Mersin Uydunet