8/1.3. İnsan İradesi ve Kader

İslâm dininin inanç esaslarından biri de kaza ve kadere inanmaktır.

KADER: Allah’ın sonsuz bilgisiyle, olmuş ve olacak her şeyi bilip taktir etmesine  KADER denir.

KAZA:Allah’ın bilip taktir ettiği olayların yeri ve zamanı geldiğinde gerçekleşmesine KAZA denir.

İRADE NEDİR: Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü.

Küllî İrade:Sonsuz ve sınırsız olan Allah’ın İradesidir.

Cüz’î İrade: Sınırlı olan insanın iradesidir

Özgürlük: Baskı ve zorlama altında OLMAMAKTIR

Sorumluluk:Yaptığı işin sonuçlarına katlanmaktır.

Allah, insana seçme ve seçtiğini yapma gücü vermiştir. Bunun için insan, sorumlu olmuş, Allah’ın emir ve yasaklarına uymakla yükümlü tutulmuştur.

Kur’anıkerim’deki kader ve kaza ile ilgili ayetler,  Allah’ın evrendeki her şeyi belirledi-ği yasalar örgüsüne göre düzenlediğini belirtmektedir. (13/Ra’d suresi, 8) İnsanın kaderi de bu yasaların sınırları içinde oluşmaktadır.

İnsanın eylemleri, zorunlu ve seçimli olmak üzere ikiye ayrılır. Nefes alıp verişimiz, kalbimizin atışı, sindirim sistemimizin işleyişi zorunludur. Anne-babamızın seçimi, soyumuzun belirlenmesi gibi durumlar da bizim seçimimizin dışındadır. Bu işleyişte seçme özgürlüğümüz olmadığı için sorumluluğumuz da yoktur.

İyi ve kötü davranışlardan birini seçerek yaptığımız eylemlerimiz ise seçimlidir. Bu çeşit eylemlerimizde herhangi bir baskı ve zorlama altında değiliz. Bu alanda seçme özgürlüğümüz olduğu için sorumluluğumuz vardır.

Allah, insanlara iyi ve kötünün ne olduğunu göstermekte, iyilik yapmamızı ve kötülükten sakınmamızı istemektedir. Ayrıca Allah, iyilik yapanı ödüllendireceğini, kötülük yapanı da cezalandıracağını açıkça belirtmektedir. Burada kötü olan, her türlü uyarıya karşın kulun kötülüğü seçmesi ve yapmasıdır.

BU SÖZÜ SEN Mİ SÖYLÜYORSUN?!

Bir gün halife Hz. Ömer, Şam’a gitmek üzere yola çıkar. Onu Şam’daki ordu komutanları karşılar ve Şam’da veba hastalığı çıktığını haber verirler. Hz. Ömer, önlem olarak bu salgın hastalığın çıktığı yere girmemeye karar verir ve yanındakilere geri döneceğini söyler. Onun bu sözü üzerine komutanlarından Ebu Ubeyde,

“Ey Ömer! Şimdi sen Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun? Allah, ölümünüzü bu hastalıktan takdir etmişse ölürsünüz. Takdir etmemişse size bir şey olmaz.” der. Hz. Ömer onun bu sözünü çok yadırgar:

“Ey Ebu Ubeyde! Bu sözü sen mi söylüyorsun?” der ve sözlerini şöyle sürdürür:

“Evet... Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyorum. Allah’ın hakkımızdaki takdirini bilmediğim için önlem alıyorum.” Hz. Ömer, konunun daha iyi anlaşılması için ona bir de şu çarpıcı örneği verir:

“Senin develerin olsa, onlar iki taraflı bir vadiye inseler. Vadilerden biri verimli, diğeri de verimsiz olsa.  Sen develerini verimli yerde otlatsan, Allah’ın takdiri ile otlatmış olursun. Onları, burada değil de verimsiz yerde otlatsaydın yine Allah’ın takdiri ile otlatmış olmaz mıydın?”

(Buharî, Hac, 34)

 

Ödev Ödev Bizim hikayeler - Hikaye Arşivi Mersin Kablo TV - Mersin Uydunet