MUHAMMEDANİZM ve PEYGAMBERİMİZ’İN (s.a.v.) ADINI DEĞİŞTİRME

Mehmet Nezir GÜL

18-01-2021 14:36


Tarih boyunca İslam’a ve Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) değişik gerekçelerle ve farklı şekillerde hakaret eden, tahrif etmeye çalışan, iftira ve yalanlara başvuran insanlar olmuştur. Bu duruma Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında olduğu gibi günümüzde de rastlanmaktadır.

Medeniyet ve insan haklarını, din ve vicdan özgürlüğünü kimseye kaptırmak istemeyen günümüz Batı dünyasında da, cahiliyenin en karanlık noktasında bulunan devirlerde de buna rastlanmaktadır.

Örneğin Fransa ve Danimarka’da, sözüm ona basın özgürlüğü çerçevesinde, hakaret, iftira ve yalana varan yayınlar, Selman Rüşdî ve Teslime Nesrin’in hezeyanları, hemen akla

gelen hakaretlerdir.

Müslümanlar, bu tür tahrik ve hakaretler karşısında en medeni bir şekilde tepkilerini ortaya koymalı, Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) en doğru şekilde tanıtmalı, hayatının örnekliğini bütün bir insanlığa sunmalıdırlar. Ve şu husus unutulmamalıdır ki, kâfirler hiçbir zaman biz Müslümanlardan,Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.), İslamiyet’ten hoşlanmazlar. Aralarında hakşinas bazı kimselerin çıkması, sonucu değiştirmemektedir.

 

Müzemmem

İslam karşıtlarının Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) yönelik pek çok hakaretlerinden birisi, onun ismine yönelik kelime oyunudur.

kıskanan, hazmedemeyen Mekkeli müşrikler, kelime oyunu yaparak edepsizlikler yapmaktaydılar.

Ebû Hureyre (r.a.) rivayet ediyor: Resûlullah (s.a.v.) söyle buyurmuştur:

“Bakın, Allah’ın, Kureyş’in sataşma ve lanet okumalarını benden nasıl savuşturduğuna hayret etmez misiniz? Onlar bana, adım Muhammed (övülmüş) iken, Müzemmem (yerilmiş)

diye sataşıyor, Müzemmem diye lanet okuyorlardı.” (Tecrid-i Sarih, DİB Yay. c.9, s.253)

Gerçekten de Kureyşliler, İslam’ın ilk devirlerinde, Resûlullah’a (s.a.v.) olan kızgınlık ve öfkelerinden dolayı, Muhammed yerine, Müzemmem diye sesleniyorlardı. Aralarında

Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) böyle anıyor ve bu ifadeyi bir lâkap olarak yerleştirmeye çalışıyorlardı. Ve birbirlerine bir hakaret yapmak istediklerinde, “Allah, Müzemmem’e

şöyle yapsın!” diye beddua ediyorlardı. (Buhârî, 2:515, H.N. 1473; Kütüb-i Sitte, 15:346.) Bu ifadeyi ilk olarak kullanan kişinin, Ebû Cehil’in hemşiresi (kız kardeşi) Avrâ olduğu belirtilmektedir. (Kütüb-i Sitte, 15:346.)

Ancak tüm bu kirli ve ahlâksız propagandalarına rağmen, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) asla bir zarar verememişlerdir. Hem o dönemde hem de tarih boyunca övülen hep

Hz. Muhammed (s.a.v.), yerilen ise onun düşmanları olmuştur. Bugün en azılı inkârcılar, müşrik ve kâfirler bile asla Ebû Cehil’i, Ebû Leheb’i övgüyle anmamaktadırlar.

Dün Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) karşı çıkan, hakaretlerde bulunanlar nasıl tarihin çöplüğünde kokuştularsa, onların çağdaş yoldaşları da aynı akıbete uğrayacaklardır.

Ancak tüm bu kirli ve ahlâksız propagandalarına rağmen, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) asla bir zarar verememişlerdir. Hem o dönemde hem de tarih boyunca övülen hep

Hz. Muhammed (s.a.v.), yerilen ise onun düşmanları olmuştur. Bugün en azılı inkârcılar, müşrik ve kâfirler bile asla Ebû Cehil’i, Ebû Leheb’i övgüyle anmamaktadırlar.

Dün Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) karşı çıkan, hakaretlerde bulunanlar nasıl tarihin çöplüğünde kokuştularsa, onların çağdaş yoldaşları da aynı akıbete uğrayacaklardır.

İslam; Allah’ın Hz. Muhammed’e (s.a.v.) gönderdiği ve önceki dinlerin hükümlerini ortadan kaldıran son dindir. Bu dine İslam’ın dışında bir isim vermek de kesinlikle yanlıştır.

“Allah katında hak ve geçerli din, İslam’dır.” (Âl-i İmrân, 19)

Muhammedanizm, Bir Oryantalist Uydurmasıdır Batılılar, İslam’ı, ilahî bir din değil de Hz. Muhammed’in (s.a.v.) -hâşâ- oluşturduğu bir din olarak gördüklerinden, iki asırdan beri bu kavramı özellikle kullanmışlardır.

Prof. Dr. Mehmet Görmez, bu konuya şöyle işaret etmektedir: “Batı’da İslam ile ilgili bilgi kaynağı olan oryantalizm, İslam dinini tevhid dini olarak değil, Muhammedanizm olarak

görüyor. Yirmi tane büyük oryantalist sayarım; hiçbiri İslam demiyor dinimize. Muhammedanizm diyor. İslam fobisinin kaynağı, buralara kadar dayanıyor.”

Yine bu konuya dikkat çeken ünlü düşünür S. Hüseyin Nasr’ın bir sözünü nakletmekte yarar vardır:

“Batılılar, İslam’a, birkaç on yıl öncesine kadar, Müslümanlar tarafından nefret edilen bir terim olan Muhammedanizm adını vermişler ve İslam’ı kötülemek amacıyla

ona karşı yoğun saldırılarda bulunmuşlardır. Bu dünyadaki dikkate değer başarılarını kabul edenler bile, onun bir peygamber olduğunu reddetmişlerdir. Bu, Hristiyanlar

tarafından ona en acı verici ve ihtilafa neden olan unsurdur.

Bugün bile Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Batı genelinde yanlış anlaşılması, karşılıklı anlayış için önemli bir engel oluşturmaktadır.” (S. Hüseyin Nasr, İslam’ın Kalbi, s. 31.)

İslam üzerine art niyetli araştırmalar yapan, misyonerlere ve sömürgeci ülkelere dinî anlamda kaynak ve malzeme veren oryantalistler, saf İslam dinini ve inancını bozmak,

bu dinin kaynağının ilahî oluşu noktasında bir şüphe oluşturmak amacıyla pek çok çalışma yapmışlardır. Bunlardan biri de İslam’ın adını değiştirmek, Kur’an’daki ve Müslümanların

kullandığı şekli bozmaktır.

Bunda aynı zamanda bir kıskançlık da bulunmaktadır. Tüm Yahudi ve Hristiyan ilahiyatçılar, dinlerine ait temel ilkelerin zamanında oluşturulmadığını, İslamiyet’in ise en mükemmel bir şekilde korunduğunu okumaktadırlar. Her ne kadar kabul etmeseler de bunu görmektedirler. Kendi dinlerinin inanç esaslarına insan sözlerinin karıştığını gören bu insanlar, aynı kanaati İslam için de oluşturmak maksadıyla İslamiyet’i, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) oluşturduğu gibi bir din yanılgısını yerleştirmek için bu kavrama sarılmaktadırlar.

Görüldüğü gibi İslamiyet, Hz. Peygamber (s.a.v.) ve Müslümanlarla ilgili komplolar tarih boyunca devam etmektedir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ismini, İslam’ın ismini değiştirmekten tutun da içeriğini bozma maksatlarına varıncaya kadar İslam karşıtları, eksilmez bir gayretin içinde olmuşlardır. Ancak geçmişteki ataları bu dine nasıl güç yetiremedilerse, bugünkülerin de hevesleri kursaklarında kalacaktır.

Diğer Yazıları
Akif CEMİL
Cemil GÜL
Dr. Mehmet SÜRMELİ
İktibas
Mehmet Nezir GÜL
Ömer Erdoğdu
HAVA DURUMU


NİĞDE